ŞU AN YAYINDA TÜRKÜ RADYO Dinliyorsunuz


iSTEKLERiNiZ için Lütfen BURAYA TIKLAYINIZ



BEYKONAK Web sitesine HOŞ GELDİNİZ...
Beykonak Kasabası WEB SiTESi  
 
  Dediği Sultan HAKKINDA 12.12.2017 19:32 (UTC)
   
 
"

 DEDİĞİ SULTAN

 

Dediği- Beykonak İlişkisi:

 

Beykonak adını (Tekke) Dediği Sultan Tekke’sinden almıştır. Beykonak beldesi ile Dediği Sultan ve Tekkesi özdeşleşmenin ötesinde tek bir varlık gibidir. Belde halkı yüzyılların duyum ve beşeri olağanüstülüklerin kaynağında hep onu görmüştür. Mutluluğunu, mutsuzluğunu onun ermiş kişiliğinde temellendirmiştir. Onulmaz bir hastalığa mı tutuldu, Türbeye gidip adak adamış, Uğursuzluk yakasını mı bırakmadı, gidip kurban kesmiş. Bu tür bireysel davranışlarla da kalmayıp, kıtlık kuraklık yıllarında bir umut kapısı olarak Türbenin bakımını yapmış, dua etmiş, dallara çaput başlamıştır.

‘’Not: Dallara çaput bağlayarak dilek dileme Şamanizm geleneğinden gelir. H.Y’’

Beykonak’lı son olarak Dediği Sultan Tekkesi’nin çevre arazisini Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devrederek  Türbenin aslına uygun biçimde restore edilmesini sağlamıştır.

 

DEDİĞİ SULTAN YURDU:

  XIII.Yüzyıl Moğol akınlarının Doğu Anadolu Bölgelerini kasıp kavurduğu yıllardır. İran ve doğusunda yaşayan Türkmen boyları Moğol zulmünden kurtulmak için batıya doğru akmaktadır. Daha önce Anadolu’ya gelerek Anadolu Selçuklu Devleti’ni kuran Selçuklu’lar doğudan gelen bu göç dalgasına kapılarını açtılar.  Onları, güvenlik unsuru olarak sınır boylarına ve dağlık bölgelere yerleştirdiler.

Bu yıllarda, Türkistan da Ahmet Yesevi adlı bir veli tasavvuf görüşünün hakimi olarak yüzbinleri etkiliyor, tekkeleri dolup taşıyordu.  Ahmet Yesevi Dergahı’nda yetişen pek çok mürit Türkmen boyları arasında saygı gördü, sevildi.  Bu önderlik Anadolu’da kondukları yeriyurt edinenler, buralarda açtıkları zaviyeleri yoksul halkın moral ve  maddi sığınağı yaptılar.

 

DEDİĞİ SULTAN KİMDİR?:

Dediği Sultan ismi bazı kaynaklarda Didiği, bazı kaynaklarda Dediği Mahmut Sultan, bazılarında da Mahmut Sultan olarak geçmekte, halk arasında ise Halıd olarak tanınmaktadır.

Adı Dediği değil Didiği’dir

Anı da diyeyin bil aslı nedir.

Bin işi doksanbin eyliye düzerdir

Dediği Sultan gelüben bozardı.

 

Dediği Sultan’la ilgili yazılı-sözlü kaynaklar


a) Dediği Sultan Menakıpnamesi

b) Turgut Oğulları Vakfiyeleri

c) Vakıf ve Tımar Defterleri,

d) Dediği Sultan Kitabesi,

e) Halk arasında rivayetlerdir.

 

Araştırmacı ve yazarların kullandığı kaynağa göre Dediği Sultan tanımlaması bazı çelişkili noktalar yaratmıştır ki önemli değildir.

 

Menakıpnameye göre:  

Dediği Sultan, Ahmet Yesevi neslinden Şah Oğulları soyundandır. Türkistan’da yaşayan doğal ve siyasi zorluklar nedeniyle amca oğlu Hacı Bektaş gibi batıya göç için yola çıkar.  Yanında yoldaşları Turgut ve Bayburt vardır. Horasandan asasını attı, düştüğü yerin yurt yapılması düşüyle Türkistan’dan ayrılır.

Yoldaşları Turgut ile Bayburt, Rum olarak adlandırılan Anadolu’ya doğru yol alırlarken, Dediği Kabe’yi ziyaret için hicaz’a yöneldi.

 

Turgud’u  Baybud’u  ikisi bir kardeş

Dediği Sultan’a oldular yoldaş

Dediği Sultan bunları Rum’a saldı

Kendisi dahi azim’i Hicaz kaldı.

 

Hicaz’da Kabe’yi ziyaret eden Dediği, orada bir çok ünlü bilgeler ile görüşmeler yaptı. Özellikle hacı İbrahim Sultan’dan tasavvuf dersleri aldı

 Hicaz dönüşünde doğruca Anadolu Selçuklular egemenliğindeki Beyşehir’in Melongorit dağına geldi. Dağın eteklerine konakladı. Burada kendisi gibi ulu bir veli olan Seydişehir’in kurucusu Seyyid-i Harun’la buluştu. İki büyük velinin buluşması Türkmen boyları hatta yerli Hıristiyanlar  arasında heyecanla karşılandı. İki veli iki deryanın dalgaları gibi  kucaklaştılar.

  Bu muhteşem manzaraya tanık olan Hıristiyanlar dinlerini bırakarak Müslüman oldular.

 Dediği Sultan ve Seyid-i Harun Veli  ilişkileri olağan üstünlüklerle sürdü gitti. Günün birinde  Seyid-i Harun Veli  öldü. Dediği cenazeyi kaldırmak üzere Seydişehir’e gitti, Cenaze namazını kıldırdı.

 Dediği, Melongorit ve Ala dağ yöresine konakladığı sırada Mevlana Celaleddin  Rumi’den bir mektup aldı. Mektupta, Dediği Sultan Konya ya yerleşmek üzere çağırılmaktadır. Dediği, mektupla yapılan bu istemi reddetti.  Gerekçe olarak peygamberlerin yaşamlarını gösterdi ve inziva yaşamını kent yaşamına tercih ettiğini vurguladı. Mevlana’nın çağrısına uymadı ama Konya’nın Bizanslılar tarafından kuşatmasında yakın dostu Karaca Ahmet  ile Konya’nın yardımına koştu, Selçuklu Sultanı’nı Bizans kuşatmasından kurtardılar.
Sonra Ala Dağ’a çekildi. Bu sırada Horasan’dan birlikte çıktıkları yoldaşları Turgut ve Bayburt da Konya toprağına gelmişlerdi. Turgut’un sevgili bir kuşağı vardı, Gün oldu kısrağı aygıra geldi. Ala dağ’a aygır aramaya gelindiğinde Turgut, Dediği Sultan ile karşılaştı. Sarılıp öpüştüler, hasret giderdiler. Birliktelik çok sürmedi. Turgut vedalaşıp ayrılırken Dediği, kısrağın yelesinden tutup kuyruğuna dek sıvayıp dua etti. Bu duadan sonra kısrak, Turgut’a eşi menendi olmayan bir tay verdi.

 

  

Hikmeti gör bunların vardı bir yundu.

Vilayette aygır yoğidi talip oldu

Bundan alıp yola bunlar girdiler,

Söz öğüşür Ala Dağ’a erdiler

Hikmeti gör Sultan’a uğradılar

Yüz yere koyup temenna kıldılar.

 

Turgut yurduna döndü, Dediği de Ala Dağ’dan kalktı kuzeye doğru yollara düştü, bir gün Ilgın’a vardı.

 

Çerh urup sema ile döne döne

Ahar nazır oldu Ilgın kurbüne

Yar-ı gar idi Handan Sultan

Didi kim eyle sen bu arada mesken

Bu Ilgun bizim has bahçemiz olsun

İçi dışı cevahir ile dolsun

Haşrolunca olmıyalar harabe

Bunda gelsin varmayanlar Haleb’e

 

Kaymak gibi bir ovanın sıradağlarla öpüştüğü yere, Mehmuthisar’a geçip oraya yerleşip kaldı.

Aylar,  yıllar geçip giderken giderken, Konya Sultanı Alaaddin’in ailelerinden Kadıncık Ana’nın kervanı Mahmuthisar dolaylarından geçip giderken bindiği katır yere çöktüp yürüyemez oldu. Kadıncık Ana bu olağan üstülüğe şaşırıp kaldı.  Etrafa aamlarını saldı: ‘’Bu olayın sebebi hikmetini öğrenip gelin’’ dedi. Soylayıp gelenler Mahmuthisar köyü’nde Dediği Sultan adında ulu bir velinin yaşadığını söylediler. Kadıncık Ana kalkıp Dediği’ye gitmek istedi. Fakat durum Dediği’ye malum olmuştu.  Dediği aya kalktı, elindeki sopayla bugünkü tekke’nin yerini bir çizgi ile işaretledi. Yok olup, sır oldu.

Kadıncık Ana mimarını çağırarak işaretlenen yere bugünkü Tekke’yi yaptırdı.

Dediği Sultan yoldaşlarını topladı ve Tekke’ye gitti. Geyik sütünden ziyafet çekti. Kadıncık Ana’nın yaptırdığı bu Tekke, Dediği Sultan’ın mekanı ve dergahı oldu. Zamanla genişleyip çevreye açılarak zaviyeye dönüştü. Dediği, burada yıllarca inancının ve görüşünün coşkusunu gönüldaşları ve yoldaşlarıyla paylaştı. Bir gün ailesini hamile bırakarak bu dünyadan göçüp gitti.

 

Yaşamında çevresine ışık saçarak insanların dünyasını aydınlatan bu ulu velinin cenazesi sevilenleri tarafından paylaşılamadı. Üç kadılıktan gelen ahali cenazenin kendi topraklarına gömüleceğini iddia ettiler. Tartışmalar uzadı gitti. Sonunda bir meşveret meclisi kuruldu.  Bu meclis sonunda Dediği’nin, Kadıncık Ana tarafından yapılan türbeye gömülmesine karar verdi. Sadık budalalarından Mehmet Dede ile Çmer baba da Dediği türbesine yan yana gömüldüler.

 

Kaynak: ‘’Beykonaklım, Dündar Aydoğdu.

 

 

 

 

 

  

 

484 beyitten oluşan 34 sayfalık menakıpnamenin deri kaplamalı olarak Beykonak Köyündeki tekkenişler elinde olduğunu Zeki Oral bir incelemesinde belirtmektedir. Bu eser şu anda kayıptır. Belge ile geniş bilgilere sahip eğitimci Osman Ertekin: ‘Sadıklar Köyü ile aramızdaki arazi ihtilafında Avukat Ziya Özalp Köydeki önemli belgelerin tümünü alıp götürdü ve geri vermedi.  Sanırım Menakıpname de bunlardan biriydi’’ demektedir. Nitekim Pir Hüseyin Bey’in Dediği Sultan Vakfiyesi de Ziya Özalp’tedir.

NOT: ÖNEMLİ BİLGİ!

 

Yanlış hatırlamıyorsam 1994 veya 1995 yıllarında Ağalar köyü’nden Halit Satılmış ile Avukat Ziya Özalp’in evine gittik ve o günlerde sağ olan ‘’Sanırım eşi’’  yaşlı bayan, Ziya beyin bütün kitapları ve belgeleri avukat Yetkin Özalp'de olduğunu söylemesi üzerine günlerce sayın Yetkin Özalp'ın   bürosuna gittim. Birçok defa bürosuna git gellerden sonra bana böyle belgenin kendisinde olmadığını ‘’Lütfen’’ söyleyebildi. Kısacası vermedi!  

Doğrusu sayın Yetkin Özalp'ın bir kasabanın, beldenin  tarihçesini saklamaktaki maksatlarını anlayabilmiş değilim!   

 

Harun Yiğit

 
  BEYKONAK KASABASI
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

  BEYKONAK WEB SiTESiNE Hoş Geldiniz

VATANDAŞ OSMAN Şiiri
  Werbung
"
  HIZLI MESAJ HATTI

  Yeni Şiir (Hece)
Hangi Dağın Ardındasın?

Hangi dağın ardındasın sevdiğim
Kırk yıl oldu arıyorum nerdesin?
Hangi canan yurdundasın sevdiğim
Kimi görsem soruyorum nerdesin?

Bazı zaman Leyla oldun gözümde
Zaman oldu yaktın kendi közümde
Madem görünürdün benim yüzümde
Sana ömür veriyorum nerdesin?

Harında yanan od’una döndüm
Mazlum dilde Ali adına döndüm
Yunus’un elinde oduna döndüm
Yine kalpler kırıyorum nerdesin?

Kâinatın aynasını ver bana
Yolda yalnız kaldım artık er bana
Aşk dediğin acı ise sür bana
Günden güne eriyorum nerdesin?

Yüreğime saplanan bir acısın
Seven Yiğit’lerin gönül tacısın
Söyle bana kimsin, acep necisin?
Dönmez yolda yürüyorum nerdesin?

Harun Yiğit. Aralık…2007
  SON HABERLER
SEVGİ DOĞURDU, UMUT YAŞATTI, ZULÜM ÖLDÜRDÜ BENİ...Harun Yiğit


ÇANAKKALE de



Filistinli Çocuk



EYLÜL



ANGUT lar




Ülkemde KADIN


SENİ ÇOK ÖZLEYECEĞİM


ELİF ŞİİRİ


GÖRDÜM ŞİİRİ


Türkü Radyo
  Siir Klipleri

Heute waren schon 3 Besucher (12 Hits) hier!
=> Willst du auch eine kostenlose Homepage? Dann klicke hier! <=
Locations of visitors to this page