ŞU AN YAYINDA TÜRKÜ RADYO Dinliyorsunuz


iSTEKLERiNiZ için Lütfen BURAYA TIKLAYINIZ



BEYKONAK Web sitesine HOŞ GELDİNİZ...
Beykonak Kasabası WEB SiTESi  
 
  Beykonak'tan HABERLER 20.10.2017 10:33 (UTC)
   
 
"

 

Konya-İzmir yol güzergâhı her zaman severek gittiğim, her seferinde yeni güzellikler keşfettiğim bir güzergâh.

 

Bu haber Memleket.com sitesinden alınmıştır.

http://www.memleket.com.tr/index.php?islem=detay&id=3312

...................................

Zeki OĞUZ

Gazeteci arkadaşım Ali Tekin Çağlav önemli bir çalışma yapmış, Afyonkarahisar bölgesindeki bütün şehitlik ve anıtları fotoğraflamış. Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti de belediyenin desteği ile bu çalışmayı daha da genişleterek albüm kitaba Ilgın’dan başlayarak bütün ordu karargahlarını da eklemeyi düşünüyor.

Geçtiğimiz Salı günü birlikte Ilgın’a gittik. Niyetimiz hem Ilgın fotoğrafları çekmek, hem de eğer kaldıysa 5. Süvari Kolordusu’nun binasını fotoğraflamaktı. 1970 yılında Ilgın Turizm ve Tanıtma Derneği’nin yaptırdığı bir afişte 6 Ağustos 1922’de Ilgın’da yapılan tatbikatın fotoğraflarıyla birlikte kolordu karargahının fotoğrafı da yer alıyordu.

Maalesef bu bina 1970 yılından sonra yol yapım çalışmaları sırasında yıkılmış, içinden çıkan bazı eşyalar da kayıplara karışmış. Ilgın Rumları’ndan Nikoya’ya ait bu ev yıkılmasaydı güzel bir Kurtuluş Savaşı Müzesi olabilirdi.

Ilgın, Konya’ya 90 km. uzakta, geniş Ilgın Ovası düzlükleri üzerine kurulu güzel bir ilçemiz. Yaklaşık 30 bin nüfusa sahip. Güneyinde doğudan batıya Sultandağları uzanıyor ve bu dağlardan inip gelen sular hem Ilgın Ovasını suluyor hem Ilgın’ın 3 km. kuzey batısındaki Çavuşçu Gölü besliyor.

Anadolu’daki bütün yerleşim yerleri gibi Ilgın da çok eski bir geçmişe sahip. Ilgın gezimiz sırasında bize eşlik eden, belediyede görevli İlyas beyin dediğine göre Ilgın’ın 30 km. kuzeyinde, Beyşehir’deki Eflatunpınar anıtına benzeyen bir anıt varmış. Çok ilgimi çekmişti ama zamanımız olmadığı için gidip görme şansımız olmadı.

Kral yolu üzerinde bulunan ve yakından Bağdat demiryolu geçen Ilgın bu özelliğinden dolayı hem avantajlar yaşamış hem çok büyük zararlar görmüş. Bizans ve Arap orduları arasında sıkışıp kalmış, haçlı savaşları sırasında yağmaya uğramış.

Malazgirt savaşından kısa bir süre sonra Türkler’in eline geçen Ilgın’da Bizans döneminde harap olma durumuna gelen kaplıcaya 1236 yılında Alaaddin Keykubat bir hamam yaptırmış. 1267 yılında Selçuklu veziri Sahipata Fahrettin Ali yenilemiş bu hamamı. Gelişmekte olan Ilgın ilçemizin en büyük avantajı bu birinci derecede öneme sahip termal turizmi.

Kaplıcada belediyenin 600, özel sektörün 360 yatak kapasiteli tesisleri var. Sıcaklığı 42 derece olan ve ülkemizin birinci derece önemi haiz kaplıcalarından biri olan Ilgın kaplıcalarının suyu romatizma, deri, böbrek, idrar yolları, göz, sinir sistemi, kas hastalıkları, vb. hastalıklara iyi geliyor.

Ilgın’da önemli tarihi eserler de var. 1422 yılında yapılan Çukur camii 1576 yılında Mimar Sinan tarafından yaptırıldığı belirtilen Lala Mustafa Paşa Cami ve Külliyesi başlıcaları. Bu külliyenin bekası için yüzlerce mezra, dükkan, arazi vakfedilmiş. 1894 yılında yapılan ve güzel bir bina olan askerlik şubesi binası ise harap durumda.

Ilgın Şeker Fabrikası 1982 yılında üretime başlamış. Bugün yaklaşık 1500 kişinin ekmek kapısı durumunda.

Kurtuluş Savaşı döneminde önemli askeri üstlerden biri konumundadır Ilgın. Fahrettin Altay Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu buradadır. 6 Ağustos 1922 de Kolordu Koca çayırda bir harp tatbikatı yapmış, buna Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Sovyet ve Azerbeycan Büyükelçisi de izlemiş.

Ilgın’ın güneyindeki Sultandağları’nın eteklerinde çok güzel beldeler var. Yukarı ve Aşapı Çiğil’ler, Beykonak, Bulcuk gibi. Kızılçam ve meşe ormanlarıyla dağ ve yayla turizmi için ender bulunan beldelerimiz buralar.

İlçenin 3 km. kuzeybatısındaki Çavuşçu Göl önemli kuş alanlarımızdan (OKA) biri. 1200 ha.alana sahip olan gölün su seviyesi yılların yağış durumuna göre  yükselip alçalıyor. Su tarımsal amaçlı da kullanıldığı için tehlike altında olan göllerimizden biri Çavuşçu Göl. Bu güzel küçük gölde sumru, Macar ördeği gibi kuşlar barınır.

İlginç bir Ilgın yemeğinin tarifini Beykonak beldesinden Ayşe Karadağ’dan aldım. Adına Çingene Topalağı denilen yemeğin tarifini Ayşe hanımın dilinden verelim.

“Bir bardak ince bulgur ılık suya ıslatılır, iki bardak un, bir tutam kuru fesleğen, kırmızı biber, tuz ilavesiyle sert bir hamur haline getirilir.

İçi için, bir baş soğan, iki orta boy patates incecik çentilip kavrulur. Kavrulurken yine biber, fesleğen, maydanoz ilave edilir. (Dileyen kıyma da koyabilir)

Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartılıp avuç içinde açılıp içten bir kaşık koyup ağzı boğaça biçiminde kapatılır. Hamurun bir kısmıda minik minik yuvarlanıp topalak yapılır. Tencerede bir avuç mercimek kaynatılır. Bu suyun içine topalaklar atılır. Üzeri geçinceye kadar sıcak su ilave edilir. 10-15 dakika kaynatılır. Ilıdıktan sonra sarımsaklı yoğurt ilave edilir, biberli tereyağ gezdirilir.”

Başka beldelerimizde buluşmak dileğiyle

 

Bu haber Memleket.com sitesinden alınmıştır.

http://www.memleket.com.tr/index.php?islem=detay&id=11326

...........................................................


Kampüsten başlayarak Ege içlerine uzanan Sultan Dağları’nın eteklerinde görmeye, konaklamaya, kamp yapmaya değer onlarca belde ve yayla var. Bunlardan biri de sırtını Sultan Dağları’na yaslamış doğası, tarihi, kendine has kültürü ile eşsiz güzellikte olan Beykonak beldesidir.
Konya'ya 110, Ilgın'a 16 km uzakta olan Beykonak'ın geçmişi çok eski tarihlere dayanıyor. Araştırmacı Zeki Oral'ın Belleten Dergisi'nde yazdığına göre eski adı ile Mahmuthisar, yeni adı ile Beykonak'ta ilk çağlardan bu yana yerleşim varmış. Beykonak'ın kuruluşu ise Selçuklular'ın ilk dönemlerine rast geliyor. Yatağan Ahmet Mürsel ile birlikte Turgutoğulları’yla Horasan'dan gelen Halid Dediği Sultan bir süre Yatağan'da kaldıktan sonra Mahmuthisar'a gelerek yerleşmiş. Ahmet Yesevi soyundan olan Dediği Sultan, Hacı Bektaş Veli'nin de amca oğluymuş. Araştırmacı Ayşe Karadağ'ın belirttiğine göre Beykonaklılar Oğuz Türkleri'nin Kınık boyundanmış.
Sırtını Sultan Dağları’na yaslayan Beykonak'ın güneyi bereketli düzlükler. Beldede eğitimci Dündar Aydoğdu tarafından 1996 yılında bir vakıf kurulmuş. Bu tarihten sonra belde insanlarının kaynaşması, hasret gidermesi için Yirce Yaylası’nda her yıl Haziran ayının son cumartesi-pazar günleri şenlik yapılıyor. Ayşe Karadağ ile arkadaşları bu şenlikler sırasında belde de ilk defa tiyatro oyunu sergilemişler ve Beykonak Türküleri’ni derleyerek bir kasette toplamışlar. Kına yakma, geleneğini ve kına oyunlarını izlememizi sağlayan Ayşe Karadağ beldesinin kültürünü anlatırken gözleri parlıyordu.
"Kendine has, köklü bir kültürü var beldemizin. Diğer beldelerimize göre çok farklı, köklü bir kültürümüz var. Şiirli atışma, mesel, mani, ağıt, ninni, türkü gibi halk kültürü örneklerini büyüklerimizden dinleye dinleye büyüdük. Çok güzel insanlardı onlar. Gara Mustafa, Çirki Çavuş, Veli Şimşek, Topal Galip Kirlos, Mustafa Akbulut ile eşi , Nazım, Keloğlan, Vesile Gültekin, Memik kızı Döne, Tığlı Kel Fadime, Habibe, Kızıl Işıkların Ayşe, Fatık, Ganul'un Fadime, Galip'in Kebiz Beykonak kültürünün geçmişten günümüze taşıyıcılarıdır" diyor ve kına geleneğini şöyle anlatıyor.
"Kına gecesinde; kınacılar gelinceye kadar talba çalınır, kaşık oyunları oynanır. İkişer kız (gelin kızın arkadaşları) önce düz olarak, ardından sekerek oyunu bitirirler. Sallama ve Süngar oyunlarımız çok güzeldir. Süngarda iki kız kaşıklarla ortaya çıkıyorlar. Talbacı değişik bir ezgiyle çalmaya başlıyor.
"Aman süngar, canım süngar
.....dan dünür gelmiş
varın mı süngar varın mı süngar
Anan mı vermez baban mı vermez
Yoksa da senin gönlün mü sarmaz?"
Adı söylenen kişiyi kızlardan kimi beğenirse sekerek, döne döne oynarken talbacı onun adını şöyle diyor ezgiyle.
"Aman nineciğim yağ yedin gine, bal yedin gine
İncidir dişi, çatıktır kaşı, onbeştir yaşı
Tam benim eşim, tam benim eşim"

Kız oğlanı beğenmediyse yüzünü örtüp küsüyor, kız oynarken talbacı onun adını şöyle diyor.
"Aman nineciğim ot yedin gine
İnci değil dişi, çatık değil kaşı, onbeş değil yaşı" diyor ve bu oyun vesilesiyle hangi kızın hangi oğlanı sevdiği ortaya çıkıyor.
Yirce Şenliği’nde yapılan ulusal şiir yarışması çok ilgi görüyor.
Beykonak'ta kamp için çok güzel yaylalar var. Şenliğin yapıldığı Yirce Yaylası, Dedeler Suyu olarak bilinen Boldacı, Ambayıt Dağı’nın eteğindeki Yeşilgöl bunlardan bazıları. Tarih meraklıları için Dediği Sultan Türbesi görmeye değer yerlerden biri. Ilgın yolu üzerinde Abaz Yaylası’nda midesine düşkünler için alabalık çiftlikleri var. Ayrıca geziyi Haziran sonuna denk getirenler Yirce Şenlikleri’nden sonra Ilgın Kaplıcaları’na uğrayarak kaplıcalardan ve mükemmel tesislerden yararlanabilirler.
 
  BEYKONAK KASABASI
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

  BEYKONAK WEB SiTESiNE Hoş Geldiniz

VATANDAŞ OSMAN Şiiri
  Werbung
"
  HIZLI MESAJ HATTI

  Yeni Şiir (Hece)
Hangi Dağın Ardındasın?

Hangi dağın ardındasın sevdiğim
Kırk yıl oldu arıyorum nerdesin?
Hangi canan yurdundasın sevdiğim
Kimi görsem soruyorum nerdesin?

Bazı zaman Leyla oldun gözümde
Zaman oldu yaktın kendi közümde
Madem görünürdün benim yüzümde
Sana ömür veriyorum nerdesin?

Harında yanan od’una döndüm
Mazlum dilde Ali adına döndüm
Yunus’un elinde oduna döndüm
Yine kalpler kırıyorum nerdesin?

Kâinatın aynasını ver bana
Yolda yalnız kaldım artık er bana
Aşk dediğin acı ise sür bana
Günden güne eriyorum nerdesin?

Yüreğime saplanan bir acısın
Seven Yiğit’lerin gönül tacısın
Söyle bana kimsin, acep necisin?
Dönmez yolda yürüyorum nerdesin?

Harun Yiğit. Aralık…2007
  SON HABERLER
SEVGİ DOĞURDU, UMUT YAŞATTI, ZULÜM ÖLDÜRDÜ BENİ...Harun Yiğit


ÇANAKKALE de



Filistinli Çocuk



EYLÜL



ANGUT lar




Ülkemde KADIN


SENİ ÇOK ÖZLEYECEĞİM


ELİF ŞİİRİ


GÖRDÜM ŞİİRİ


Türkü Radyo
  Siir Klipleri

Heute waren schon 3 Besucher (15 Hits) hier!
=> Willst du auch eine kostenlose Homepage? Dann klicke hier! <=
Locations of visitors to this page